Ekonomistler kriz tahmininde sıfır çekti

Ekonomistler kriz tahmininde sıfır çekti

Dünyayı saran kriz, hükümetleri radikal kararlar almaya yöneltirken, piyasalarda otorite kabul edilen ekonomistleri de sınadı. Dikkat çeken nokta ise büyük çoğunluğunun tahminlerinde yanılmaları.

Kriz etkisini hissettirmeye başladığında, ekonomistler sorunun ABD’deki konut kredilerinden kaynaklandığı görüşünü dile getirmişti. Daha sonra dünya ekonomisinin açıkladığı zararlar alt alta konulduğunda, faturanın konut piyasasının değerinden misliyle fazla olduğu görüldü. Bu süreçte, yorumları takip edilen ekonomistlerin ezici çoğunluğunun yaşananlar konusunda olgun bir fikre sahip olmadığı anlaşıldı. Ekonomi bilimi, tabiatı gereği ortaya koyduğu modellerle matematik kararlılığıyla çözüm üretemiyor. İktisatçılar, modellerde, açıklanamayan her faktörü ‘beklentiler’ başlığı altında toplama yolunu seçiyor. ‘Beklentiler’in birleşip modeli işe yaramaz hale getirdiğine 1929′dan beri birçok kereler şahit olundu. Ekonomi biliminin korkulu rüyası ‘beklentilerin kontrol edilememesi’, iktisatçıları sık sık yanlış tahminlere sevk etti. Bu bilimin siyasetle iç içe olması da yorum yapmayı zorlaştıran bir diğer faktör. Ekonomistlerin her şeyden önce insan olmaları, tarafsız kalmalarını zorlaştırıyor.

Krizin ekonomistlerin itibarını nasıl etkilediğini sorgulayan aylık ekonomi dergisi Infomag’ın nisan ve Businessweek’in bu haftaki sayısında ilginç sonuçlara ulaşılmış. Infomag’daki araştırmasında Ergün Meriç, Türkiye’nin 11 ünlü ekonomistiyle konuşmuş. Bu isimlerin 2006′dan beri bütün yazıları okunarak krizin hangi aşamasında ne söyledikleri tespit edilmiş. Türkiye’de ekonomistler, dünyadaki daralmayı daha çok iyimser bakan Mankiw, Lucas ve Feldstein’ın başı çektiği ekonomistler ya da Roubini, Stiglitz ve Krugman gibi kötümserin yorumlarından takip ediyor. Senelerden beri karamsar tabloların ressamı olarak bilinen Nouriel Roubini’nin şöhreti krizin dünyayı sarmasından daha hızlı yayıldı. Artık krizde ne söyleyeceği merakla beklenen ekonomist konumunda.

Bu dönemde Türkiye’deki yazarlar küresel tartışmaları takip etti. Örneğin, 27 Ocak 2008 tarihli yazısında ABD’nin daralmaya girdiğini ilan eden Asaf Savaş Akat, 1 Haziran’da ise ‘Amerika’da daralma yok’ diyordu. Yine bir diğer ekonomist Abdurrahman Yıldırım, finansal kesimde yaşananların reel sektöre yansımasının daha yumuşak olacağı tahmininde bulunuyordu. Türkiye’de ve dünyadaki ekonomistlerin yazıları incelendiğinde tek ortak noktaları sürekli hata yapmaları. İktisatçıların düşündüklerinin çoğu zaman yanlış olduğunu kabul eden Akat bir yana, Kerem Aklin de IMF ve Dünya Bankası’nın dünyaca ünlü ekonomistlerinin de sınıfta kaldığını söyleyerek tartışmayı başka bir boyuta taşıyor. Taner Berksoy, sürekli kötümser olmayı kolaycılık olarak tanımlarken; Ege Cansen, Türkiye’deki ekonomi yorumcularının önyargılarından kurtulması gerektiğine işaret ediyor. Kriz sürecinde yapılan en büyük hatanın Lehman Brothers’ın kurtarılmayarak piyasalarda güvenin zedelenmesi olduğu görüşü, kötümser Mahfi Eğilmez ile iyimser Deniz Gökçe’nin sonunda aynı fikirde birleşmesini sağlamış. Gökçe, ekonomistlerin yanılmalarını inanç sistemlerinin bütünü görmeyi engellemesine bağlıyor. Ekonomiye siyaset gözlüğüyle bakmayı tercih eden Seyfettin Gürsel de ekonomistlerin görüntü iyiyken kötümser olarak tekere çomak sokmak istemediklerini ifade ediyor.

İnsanın göz ardı edilmesi yanılttı

ABD’nin üç ayda bir yayınlanan ünlü konut fiyatları endeksi Case-Schiller’in mucitlerinden Yale Üniversitesi Ekonomi Profesörü Robert Schiller, ekonomistlerin ortak akıldan sapmak istemediklerini, aksi takdirde ciddiye alınmamaktan korktuklarını vurguluyor. Businessweek’ten Peter Coy, yazdığı makalede ekonomistlerin sık yanılmalarının temel gerekçesini ekonomistlerin insanları son derece rasyonel hareket eden ve her şeyi bilen ‘home economicus’lar olduğunu düşünmesi olarak tanımlamış. İnsanların beklentilerine dikkat çekmek isteyen finans uzmanı Paul Wilmott ise, “Ekonomistlerin modelleri tek kelimeyle berbat. İnsan öğesinin ne kadar önemli olduğunu tamamen unutmuşlar.” diyor. Ekonomistlerin konut ve hisselerdeki aşırı şişmeyi görmezden gelmesinin bir diğer nedeni de Ortodoks düşünce tarzları. Toksik ürünleri zenginleşmenin aracı olarak gören eski FED Başkanı Alan Greenspan, ulusal anlamda bir konut balonunun mümkün olmadığını iddia etmişti. İdeolojisindeki açıkların kendisini şoke ettiğini söyleyen Greenspan, “İdeolojimin başarılı olacağına dair 40 yıldan fazla süredir tespit ettiğim deliller vardı.” diyerek, hatasını kabul etmek zorunda kaldı.

Serkan Şahin – Zaman



Yorum Yazın