Altın yükseldi, evlenecekler düşünceli!

Altın yükseldi, evlenecekler düşünceli!

Dünyada ve ülkemizde ekonomik yönden farklı bir yıl yaşanıyor. Küresel finansal krizden çıkmak adına piyasalarda gözler bir yandan Amerika’yı, bir yandan da Avrupa’yı izliyor. Japonya ekonomisiyle ilgilenenler, eski alışkanlıklarıyla bu ülkeden ucuz kredi kullanma fırsatı kolluyor.

Geçen yıl finansal krizin şiddetlenmesiyle yatırımcılar diğer ülkelerdeki yatırımlarını dolara döndürerek, ABD’de hazine tahvillerine yöneldi. Dolar, Japon Yeni dışındaki diğer para birimlerine karşı hızlı değer kazandı. Euro/dolar paritesi 1,6090′lı seviyelerden 1,2360′a geriledi. Ancak o dönemde, Euro paritesinin yükselmesi, ABD ekonomisinin, Euro bölgesi ekonomisinden daha iyi olduğu anlamına gelmiyordu.

Son günlerde paritelerde tam tersi bir durum yaşanıyor. ABD’de açıklanan aylık ekonomik veriler, mali sektörde krizin dibi görüldüğünü işaret etse bile; konut başta olmak üzere reel sektörle ilgili veriler, henüz bu tezi doğrulamıyor. Ancak, piyasalarda ‘beklentiler alınır, gerçekleşmeler satılır’ prensibinin çalıştırılmasıyla son haftalarda ABD’de malî sektörde artan iyimserliğin, bazı gelişen ve gelişmekte olan ülke piyasalarına da yansıdığı görülüyor.

ABD’de kısa vadeli faizlerin yüzde 0,25 olması ve ABD Hazinesi’nin önceki aydan daha fazla tahvil alacağı beklentisi, yatırımcıların portföy yatırımlarını daha yüksek getirili ülkelere kaydırmasına yol açtı. Bu sebeple son günlerde dolar paritesi hızla gerilerken, Euro/dolar paritesi 1,39′un üzerine çıktı. Teknik olarak Euro/dolar 1,40 direncini test ettikten sonra orta vadede 1,20 desteğine gerileyebilir.

Euro/dolar paritesindeki yükseliş, Euro bölgesi ekonomisinin ABD ekonomisinden daha iyi olduğu anlamı taşımıyor. Nitekim uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&P hafta içinde İngiltere’nin görünümünü durağandan negatife çevirdi. Amerika ekonomisi için de aynı beklenti oluştu.

Dış piyasalardaki iyileşme iç piyasaya daha fazla yansıdı. İlk çeyrek bilançolarında bankaların kârlarını artırdığı, sanayi şirketlerinin birçoğunun zarar ettiği görüldü. Ama buna rağmen, dış borsalara duyarlı ve yabancı girişinin etkisiyle hafta içinde İMKB-100 endeksi 35 bin puanı aşarak son 8 ayın en yüksek seviyesine ulaştı. Doların 1,5300 TL’ye gerilemesi ekonomik krizin etkisinin azaldığı görünümünü veriyor. Malî sektörde işler düzeliyor gibi görünse de, reel sektörde sıkıntılar sürüyor. Global piyasalardaki iyimserliğin Türkiye’ye yansıması, hükümetin Uluslararası Para Fonu (IMF) ile olan ilişkilerindeki belirsizlik, şimdilik göz ardı ediliyor.

Altın fiyatlarında da enteresan gelişmeler var. Fiziki talepten yoksun, sadece parite ve bir miktar da petrol fiyatının yükselişinden destek alan altının onsu (31,10 gr), son üç günde 25-30 dolarlık artışla 955 dolara yükseldi. Bazı yatırım fonlarının portföylerinde yüklü miktarda altın olması ve alıcı getirmeye yönelik spekülatif yorumlar altın fiyatının yükselişinde etkili oldu. Altının kısa vadeli direnci 965 dolar/ons’ta bulunuyor. Orta vadede altın yeniden 700-750 dolar/ons bandına yerleşebilir.

İçeride ise 24 ayar altın, TL/gr ve dolar/TL fiyatındaki gerilemenin etkisiyle daha az arttı. Ancak, düğün mevsiminin başlayacağı bugünlerde altın fiyatının yükselmesi; hem kuyumcuları hem de evlilik hazırlığı yapanları kara kara düşündürüyor. Alıcıların düşmesini, satıcıların yükselmesini beklemesiyle kuyumcularda da günlük alışverişlerin durma noktasına geldiği gözleniyor. İhracatın yok denecek kadar az olduğu mücevher ve altın takı sektöründe sıkıntılı günler yaşanıyor. Piyasalarda sektörlere göre farklı bir atmosfer var.

M.Ali Yıldırımtürk – Zaman



Yorum Yazın