Ekonomik belirsizlik ve stratejik gerginlikler sırasında, güvenli liman olarak tercih edilse de, altına daha uzun vadeli yatırım aracı olarak bakmak gerekiyor.
Altın kullanıldıkça yok olma yüzdesi çok düşük olduğu gibi, halen birçok ülkedeki mevcut maden ocaklarından yılda tonlarca üretim yapılıyor. Yeni maden ocakları da açılıyor. Ayrıca, birçok ülke merkez bankasında ve son dönemde yatırım fonlarının rezervlerinde yüklü miktarda altın bulunuyor.
ABD’de başlayan finansal krizin dünyayı da etkisi altına almasıyla altın fiyatlarında da ilginç bir trend yaşandı. 2001 yılı Eylül ayında Amerika’da ikiz kulelere yapılan terör saldırısıyla yatırımcıların altına olan ilgisi artmaya başladı. 2001 Eylül’ünde 276 dolar olan altının ons (31,10 Gr) fiyatı Amerika Merkez Bankası’nın (FED) faiz indirimleriyle yıllar bazında kademeli olarak yükselişe geçti. 2007 yılında finansal kriz sinyalleriyle birlikte o yılın ilk çeyreğinde altının onsu 27 yıllın zirvesi olan 850 dolara ulaştı. Aynı yıl finansal krizin patlak verdiği ve global piyasalarda likidite ihtiyacının hissedildiği ağustos-eylül aylarında altın 675 dolar/ons’a kadar geriledi. Bu sırada büyük ölçekli Amerikan yatırım bankaları diğer fonlardan çözülen paraları 675 dolar/ons seviyelerinden altına yatırarak yeni fonlar kurarak yatırımcıları bu fonlara çekmeye çalıştılar. Bu süreçte altın fiyatı Mart 2008′de 1033 dolar/ons fiyatıyla yeni tarihî zirve oluşturdu. Likidite ihtiyacının oluşturduğu satış baskısıyla altın bir süre 850-950 dolar/ons aralığında dalgalandı. Bu süreçte söz konusu altın fonları yeterli ilgiyi görmedi. Yatırımcılar, faizi düşük olmasına rağmen daha likit ve güvenilir bulduğu Amerikan Hazinesi tahvillerine ilgi gösterdi. Başkan Obama’nın 2009 başında göreve başlaması sonrasında da finansal krizin etkilerinin sürmesiyle oluşan tedirginlik, şubat ayında altının onsunu 1006 dolara taşıdı.
Altın fonu yöneticileri krizden çıkış sinyalleri aldıkça, fonlara yeni alıcı getirmek ve altın stoklarını azaltmak amacıyla yılbaşından beri belirli aralıklarla altın fiyatının yükseleceği yönünde spekülatif yorumlar yapıyorlar. 2009 yılında altının 1200-1500 dolar/ons olacağını söyleyenler oldu. Altın 1000 dolar/ons seviyesini geçmekte zorlandı. Ardından beş yıl içinde altın 2500 dolar/ons’a yükselecek dediler, yatırımcı bu yoruma da inanmadı. Önceki hafta altının onsu 950 dolardan 907 dolara gerileyince altın fonu yöneticilerinde yeni bir telaş başladı. Bu kez Amerikalı altın uzmanı Christoper Wood, altın fiyatının 2010 yılında dört kat artacağını ve 3500 dolar/ons olacağını söyledi. Geçen hafta, piyasaların gündemine giren bu yorum da inandırıcı bulunmadı. Altının ons fiyatı ancak 940 dolardan 955 dolara kadar yükselebildi. Yükseldikçe fonların satıcı olduğu gözlendi. Haftayı da 950 dolar/ons seviyesinden kapadı.
Altının fiyatı 2001-2008 arasındaki yedi yıllık süreçte 276 dolar/ons’tan dört kat artarak 1033 dolar/ons’a yükseldi. Gelecek yedi yıllık süreçte dünya ekonomisinde benzer koşullar yine oluşursa altın fiyatı zaman içinde dört kat artabileceği gibi, iyileşmeler olursa tam tersi de görülebilir. Ancak, altının altı ay içinde dört kat artacağı yorumları çok inandırıcı değil. Eğer yatırımcılar bu yoruma inanıp altına yönelselerdi altının ons fiyatı bir günde 100-150 dolar artardı. Bu yorumlar, fonlara alıcı getiremeyen fon yöneticilerinin zarar etme telaşının bir yansımasıdır. Krizin global piyasalardaki etkisinin azalmasıyla birlikte teknik olarak kısa ve orta vadede altın 700-900 dolar/ons aralığında kalabilir. İyimserlik artar ve gelişmiş ülke ekonomilerinde düzelmeler sürerse, altın daha aşağı fiyatları görebilir.
Mehmet Ali Yıldırımtürk – Zaman